22 Ağustos 2013 Perşembe

En uzun süreli alışkanlığım hayatımın belli dönemlerinde blooga dönüş yapmak, eski gönderileri itinayla silmek sonra da daha hevesi alınmamış playlistten gaza gelip bir şeyler yazmak galiba. Evde yalnız olmaya aşığım. Tek başıma zaman geçirmekten besleniyorum resmen. Artık çok güzel türk kahvesi yapabiliyorum. Gözümün önünde birbirlerini eskitiyorlar, iğreniyorum kusura bakmayın. Sıcaktan da bunaldım. Sıcak diye değil, bunalttığı için bulandım. Burnumu soktuğum her şeyi dibine kadar sömürmekte, abartmakta, bokunu çıkartmakta üstüme yok ama sıcak-soğuk konusunda işler değişiyor çünkü ben mevsim geçişleri insanıyım. Üstüme biraz sonbahar, ilkbahar atın. Gerçekte tanışıklığım olan gelip burayı okuyan insan kendini stalker zannetmesin, kendisi en ala enayi bence bu konuda hassasım. Cahillik mutluluktur değil, ignorance is bliss diyince daha manidar malesef. O kadar inandım ki buna artık dışarı çıkarken lens bile takmıyorum bu da benim tepkim. Az göriyim öz göriyim maksat. Tam bi teori insanıyım, pratikte pineklemekten başka bi şey yaptığım yok. Zamanım boşa geçiyo anlaşılmasın kafam o kadar meşgul ki aklımı kaçırabilirim. Cereyana saygım sonsuz ama arkamdan kapı kapanırsa çok kırılırım. İçmediğim çay, kahve çeşidi kalmadı.

Yazıyı burda bitiriyorum ki yeterince saçma olsun.

2 yorum:

öküz dedi ki...

Ben de 'dikkatim dağılmasın-gacılara bakmayayım' diye takmazdım bir zamanlar lenslerimi :S

Hey gidi günler..

esra onel dedi ki...

bi yerden sonra insan ''oh dünya böyle bi yermiş demek ki'' dedirten hd kalitesini özlüyor tabi.