6 Ağustos 2015 Perşembe

Geceleri uyuyamıyorum.
Sabaha karşı uyuyup sabah erken kalkıyorum.
Başka başka dertleri sahiplenmekten helak oldum. Ben ne kadar kendimi paralasam da eninde sonunda insanlar hayatına devam ediyor ama onu da gördüm. Yaptığım bin tane iyilik, düştüğüm tüm zor durumlar, kendi içimde çatışmalarım, ne yapacağımı bilemediğim çoğu zaman, kendim hakkında düşünmeye bile vakit ayıramadığım kafa yorgunluğu. Bir küçük itaatsizlik hepsini çöp ediyor. Olsun.

Bir zamanlar anlaştığın, görüştüğün insanlarla artık dikişi tutturamıyorsan bu nasıl çözülür? Uzaklaşmak en iyi bildiğim şeylerden ama bir şeyleri düzeltmek için özveride bulunma konusunda sadece kendime hayrım var. Ben kendi içimde bozuyorum, aşıyorum, pişmanlık duyuyorum(geçici bir  süre). Hiçbir şartta harekete geçmeyip artık karşımdaki insanda o eski yerimin olmadığını görünce de ne bileyim üzülüyorum mu desem. Belki de tek derdim o önemsenme hissi. Hepsi yine benimle ilgili, benim kendimle sorunum. Hayatta başarılar.

4 Ağustos 2015 Salı

Su ve turuncudan toz yemle dolu bir balık kavanozunun içinde kuş, suyun yüzeyine boyu yetmediğinden nefes alamıyor. Suyu içtikçe kollarını çırpıyor, çırptıkça kavanoz ilerliyor.

Kavanozu tutup boşaltıyorum. Gözlerini oymuşlar. Gagası, boynu ve ayaklarının dışında midye kabuğundan  bir gövdesi var. Gövdesi yelek gibi, kuğunun kanatları biçiminde. Çıkarıyor kenara koyuyor. Yürüyen kör bir gaga elimi ısırıyor.

Bunun gözlerini bulmamız lazım nereye düşürmüş acaba diyoruz. Kavanozun camına içindeki toz leke yapmış.

Uyandım. Hemen öldürsek daha iyi.

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Sadece yaz aylarında büyüdüğümü hissedebiliyorum. Ne bileyim sanki bademciklerim hassaslaşmış da her gün ısrarla soğuk su içerek ağrıyı kademe kademe arttırıyormuşum gibi. Merakla karışık heyecan var daha ne kadar nasıl ne şekilde hissedeceğim diye. Yalnızca hastalanan organın varlığını hissedermişsiniz. Ağrıyan kulak, bozulan göz, yanan dil kendi varlığını belli edermiş çünkü. Ya işte kendi kendimin bilincine varma yolundayım, varamıyorum o ayrı.

Günde kaç kere şu sayfayı açıp boş boş bakıyorum kim bilir. Şevk var, malzeme var, öncelerde bahsettiğim o zaman aşımı durumu yok henüz. Üzerinden doğru düzgün zaman geçmeden hiçbir şeyden bahsedilmiyor.

Eeh hiçbir yere gidesim yok. Gönen altın çağını yaşıyor. Beni motive eden hedeflerim var, mutlu olmak için sebeplerim var. Sinirlerim alınmış gibi. Hiçbir şekilde aşırı tepki vermiyorum, soğukkanlılık hat safhada. 

Üç parçaya ayrılmış yaşam tarz(lar)ımı bütünüyle kabullendim. İyi haber: Hangisi asıl benim diye düşünmüyorum artık. Hepsi benim, hepsi benim için. Hepsi bir aradayken varım. Nerede ne derece farklılaştığım umurumda değil.


2 Ağustos 2015 Pazar

Bir acıyı yazıya dökebilmek için yalnızca bir hatıraya dönüşmesi beklenmelidir.
Bekleyemedim.
Taze taze, gündüz vakti boğuşulan sıcağa kıyasla ''gecenin ayazında'' herkes uyumuşken, dünyanın bu yanı güneş doğsun diye beklerken, ben bekleyemedim.
İnsanın içi elbet katman katman. Yaşanmışlıklar da adım adım işliyor içimize. En samimiyetsizler en dıştakilerle, arkadaşlarımız içeridekilerde, öyle veya böyle bir şekilde ''hissettiğimiz'' insanlar da en hissettiklerimizle tanıyor bizi.

Daha uzun yazamam.


26 Nisan 2015 Pazar



Şimdi bi Only Lovers Left Alive nasıl gider.
Uykusuzluğun arka fonu. Gece gelen soundtrack.
Bir ara yine umarsızca uyuyakalıyordum. Uyku öncesi heyecanlanmalarım yine başladı. Kalbim dayanmayacak.

Şu an yaşadığımız mahalleyi çok seviyorum. Esnafını, kaldırımını, metroya yakınlığını. Şifayı kapmış olmasam kafamı daha rahat dışarı çıkarabilirdim ama, öksürük kapıda.

Bizim ailenin dişileri hep Türk kahvesi, sigara. Babam da gelsin artık. Ben ne aileci bir evlat oldum. Hep bi geçmişe özlemle yaşıyorum. Çocukluğumu, üç sene önceyi, dünü düşünüyorum her gece. Hepsini.

Acaba bu gece ne rüya göreceğim?

25 Nisan 2015 Cumartesi

Gece uyanıp notlara "uilan" yazmışım. Hala üşenmeyip anında not alma alışkanlığını edinemedim. İnsan formunda koskocaman bir yılan ablamın yanında dikiliyor. Suratını net bir şekilde hatırlıyorum. Kendi istekleri doğrultusunda ablama direktifler vererek beni istemeyeceğim şeyleri yapmak konusunda zorluyor. Söylediklerini hatırlamıyorum.

Sinirli ve mutsuzum. Yılanı yolda görsem tanırım.